Disclosure: Audio posts that include tunes/songs are not available for downloading. I personally believe that having songs online with brief reviews & background info is good for artist promotion. However, if you're not happy with an audio post, please send an email to emredog@gmail.com and I'll remove the post immediately.

 

"Je préfère le désespoir à l'incertitude"

Dusty Kid - Beyond That Hill [Boxer Recordings]

XOXO The Mag Aralık 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Paolo Alberto Lodde 6-7 senedir tekno sahnesinin önemli isimlerinden oldu. Müziğinde sıklıkla duygu yüklü melodilere ve bol notalı partisyonlara rastlanıyor olsa da, Dusty Kid’in en kuvvetli yönü bu demek doğru olmaz. Sert müzik yapmayı seviyor, bu alanda başarısız olduğu da söylenemez aslında. 2000‘lerin ikinci yarısında Avrupa’nın bir çok gözde klübünü sabaha karşı salladığına şüphe yok. Hele Duoteque projesi ile, iyice sert parçalar plaklarda vücut buldu. Özellikle Boxer etiketiyle çıkan EP One’da gümbür gümbür parçalar vardı. Dusty Kid’in bu kuvvet aşkı, 2009‘da çıkan A Raver’s Diary ile doruğa ulaştı. Muhteviyatında bulunan biraz duygu ve yeterince akıl barındıran parçalar sayesinde bu albümü az dinlemedik.

2 sene sonra yeni uzunçaları dinlerken Dusty Kid adına biraz üzüldüm. 9, 10 ve 15 dakikalık üç sert parça var. Need For Speed tarzı oyunlardaki midesiz tekno parçaları anımsatıyor. Kısacık bir ambient denemesi var, çok iğreti duruyor. 24 dakikalık epik parçayı da 4 dakikadan fazla dinleyemiyorum. Yakınlarda 12” olarak çıkan Polybolo felaket çiğ. Koca albümde dinlemeye değer bir Chentu Mizas, bir de Cheyenne var; ki bunların çok daha iyilerini Diynamic Music sakinleri yıllardır yapıyor. Dusty Kid malesef 2012’ye yaklaşırken dans müziğinin izlediği yolu iyi okuyamamış. Üzülerek söylüyorum, böyle devam ederse Dusty kid’in sonu Balkanlar ve Kuzey Asya’daki ikinci kalite klüpler olacak.

Extrawelt - Vorsprung Durch Hektik [Boxer Recordings]

XOXO The Mag Temmuz-Ağustos 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Arne Schaffhausen ve Wayan Raabe, on yıldır müzik piyasasındalar ve sayısız plağa imza atmış müzisyenler. 2005 yılında ilk kez Extrawelt ismini aldılar ve Soopertrack parçalarıyla Nathan Fake ile bir plağı paylaştılar. Bu birliktelik keyifli bir başarılı bir yolculuğa vesile oldu: Mind Over Doesn’t Matter, Im Garten Von Eben Anniversary Remixes, Deine Beine, Mosaik EP’leri Traumdan çıktı. Belki de en önemlisi, 2008 yılında Cocoon’dan çıkan Schöne Neue Extrawelt albümüydü. Aradan geçen 3 yıla rağmen saygınlığını ve geçerliliğini koruyan bu albüm, elektronik ve günümüz dans müziğine yön veren eserler arasında yerini çoktan aldı bile.

Boxer Recording ile ilk buluşmaları geçen sene Different toplamasına Yummy parçalarıyla yaptığı katkı ile oldu. Şimdi de, Boxer etiketli ilk Extrawelt plağı ile karşımızda. Vorsprung Durch Hektik, ikilinin şanına yaraşan üç parçadan oluşuyor. EP’ye adını veren ilk parça Extrawelt’in karanlık havasını yüksek tempoda ve yoğun vuruşlarla solumamıza neden oluyor. İkinci parça, komplike ritmler ve ayakları yere sağlam basan bassline’ı ile klasik dans parçalarına saygı duruşu niteliğinde. Son parça Wasteland ise sıradışı melodisi ve kuvvetli sound’uyla bence EP’nin en iyisi.

İlgili vidyo: Youtube

Played 0 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Günün Şarkısı: Rodriguez Jr. - Lila [Rodriguez Jr.’s Champion’s Selection-2010, Boxer Recordings]

Bu sefer yazacak fazla birşeyim yok. Parçanın ilk kez 2008’de Lila’s EP’de yayınlandığını belirteyim. Rodriguez Jr.‘ın Boxer kompilasyonunun da geçtiğimiz Ağustos ayında derlendiğini ekleyeyim. Ve işimin başına döneyim. 

Played 0 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Günün Şarkısı: Matzak - On the Sofa (feat. Tori) [Bring Me The Moon - 2010, Boxer Recordings]

Dün, pek değerli bir arkadaşımın Dizüstü Edebiyat Sokak Partisi‘nde çalacağı playlist için öneriler hazırlarken öğrendim ki Matzak geçtiğimiz nisan ayında albüm çıkarmış. Rötarlı öğrendiğim için biraz burukluk yaşadım, ama albüm iyi bayaa o yüzden çok uzun sürmedi burukluk.

Dün öğrendiklerim bununla da bitmedi, sanatçının myspace sayfasında bir röportaja rastladım. Ben kendisinin -yaptığı müzikten yola çıkarak- tam bir alman olduğuna inanmıştım, oysa ki fransızmış. Daha da ötesi, kendisi aslen bir ECZACI imiş. Gündüzleri eczacanesinde insanlara şifa dağıtıp, geceleri de prodüksiyonlarına vakit ayırıyormuş. Vay anam vay.

Yaptığı akıllı remix’lerin yanısıra, ben ilk kendisini Speicher 65 ile tanıdım yanılmıyosam. Ki bu plaktaki parçası Magneto, Bring Me The Moon’da da bulunuyor. Eski albümü de oldukça iyi bu arada. Kafamda teknoya sevgi katanlar olarak sınıflandırdığım isimlerin başında geliyor zaten kendisi. Dinlemekte olduğunuz parça ise Matzak’ın genel tarzının biraz dışında, eski operacı/yeni popçu Tori‘nin vokalleriyle renklenmiş bir eser. Bana yeni dönem Herbert’leri de andırmadı değil hani.