Disclosure: Audio posts that include tunes/songs are not available for downloading. I personally believe that having songs online with brief reviews & background info is good for artist promotion. However, if you're not happy with an audio post, please send an email to emredog@gmail.com and I'll remove the post immediately.

 

"Je préfère le désespoir à l'incertitude"

2011’in En İyi Albümleri

XOXO The Mag Aralık 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Her sene olduğu gibi, bu aralık ayında da nesnelliği bir kenara koyuyorum. Yeniye, iyiye doğruya değil, bende bir iz bırakan albümlere torpil geçiyor, alfabetik olarak sıralıyorum.

GusGus - Arabian Horse [Kompakt]
Kompakt sound’undan kaçışımız yok. Hepimizin duyguları var. Her parça ayrı ayrı hit sayılır ama, sanırım Over birazcık daha önde.





Discodeine - Discodeine [Pschent]
Yılın en iyi çıkışlarından biri olduğu gibi, sağda solda her duyduğumda yüzümde bir tebessüm bıraktı. Matias Aguayo’lu Singular albümün gözdesi.





Pollyester - Earthly Powers [Permanent Vacation]
Güne başlamak için ideal. Ölçülü bir laubalilik, catchy melodiler, hem de Permanent Vacation ayrıcalığıyla. Concièrge D’Amour’un yeri ayrı.





Metronomy - The English Riviera [Because Music]
İhtiyacım olan gitar dozunu hissettirmeden verdi. Ayrıca radyoda bu kadar çalmasına rağmen hala baymaması da önemli. Klibinin yüzü suyu hürmetine The Look diyorum.





James Blake - James Blake [Atlas Recordings]
Bütün seneyi güle oynaya geçirmedik tabii ki. Kafamız düştüğünde James Blake’i kulağımıza fısıldarken bulduk. I Never Learnt To Share muhteşem bir polifoni.





WhoMadeWho - Knee Deep [Kompakt]
Bu Kopenhag’lı arkadaşların yaptığı kötü bir şey yok henüz. Depresif, zarif, dokunaklı bir albüm. 4.30‘dan sonraki epik yükselişiyle Checkers kesinlikle başı çekiyor.





Marian - Only Our Hearts To Lose [Freude Am Tanzen]
Freude Am Tanzen’in en şık pop hareketlerinden birisi. Dinlemesi kolay, sevmemesi çok zor. Empty Room’un çok naif bir hissiyatı var.





SBTRKT - SBTRKT [Young Turks]
Bir albümde aradığım her şey fazlasıyla SBTRKT’ta bulunuyor. Normalde uzak durduğum Britanya sound’unun en kabul edilebilir örneği. Hold On ile Pharoes arasında seçemiyorum.





Crazy P - When We On [2020 Vision]
Çok tadında bir house örneği, 2011’in ruhunu çok iyi yansıtıyor. Your Dark Energy favorim.





tUnE yArDs - W H O K I L L [4AD]
Müzik yaparken kendini bu kadar özgür bırakan, endişe ve korkularından arınan bir kadın ve inanılmaz tatlı bir albüm. You Yes You senenin en sevimli parçası





Dusty Kid - Beyond That Hill [Boxer Recordings]

XOXO The Mag Aralık 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Paolo Alberto Lodde 6-7 senedir tekno sahnesinin önemli isimlerinden oldu. Müziğinde sıklıkla duygu yüklü melodilere ve bol notalı partisyonlara rastlanıyor olsa da, Dusty Kid’in en kuvvetli yönü bu demek doğru olmaz. Sert müzik yapmayı seviyor, bu alanda başarısız olduğu da söylenemez aslında. 2000‘lerin ikinci yarısında Avrupa’nın bir çok gözde klübünü sabaha karşı salladığına şüphe yok. Hele Duoteque projesi ile, iyice sert parçalar plaklarda vücut buldu. Özellikle Boxer etiketiyle çıkan EP One’da gümbür gümbür parçalar vardı. Dusty Kid’in bu kuvvet aşkı, 2009‘da çıkan A Raver’s Diary ile doruğa ulaştı. Muhteviyatında bulunan biraz duygu ve yeterince akıl barındıran parçalar sayesinde bu albümü az dinlemedik.

2 sene sonra yeni uzunçaları dinlerken Dusty Kid adına biraz üzüldüm. 9, 10 ve 15 dakikalık üç sert parça var. Need For Speed tarzı oyunlardaki midesiz tekno parçaları anımsatıyor. Kısacık bir ambient denemesi var, çok iğreti duruyor. 24 dakikalık epik parçayı da 4 dakikadan fazla dinleyemiyorum. Yakınlarda 12” olarak çıkan Polybolo felaket çiğ. Koca albümde dinlemeye değer bir Chentu Mizas, bir de Cheyenne var; ki bunların çok daha iyilerini Diynamic Music sakinleri yıllardır yapıyor. Dusty Kid malesef 2012’ye yaklaşırken dans müziğinin izlediği yolu iyi okuyamamış. Üzülerek söylüyorum, böyle devam ederse Dusty kid’in sonu Balkanlar ve Kuzey Asya’daki ikinci kalite klüpler olacak.

Billy Dalessandro - Cracktime [Soniculture]

XOXO The Mag Aralık 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Chicago doğumlu Billy Dalessandro oldukça çalışkan bir prodüktör ve meşgul bir DJ. 2000‘lerin başında türlü toplamalar dahilinde tekno sahnesine giriş yaptı. İlk EP’leri 2002 Force Inc. ve Resopal etiketleriyle yayınlandı. Yine 2003’te, ilk albümü Midievalization’ı tamamladığında kayda değer bir repütasyona sahipti. Bunu çok sayıda plak, bolca remix ve üç albüm takip etti. Bu arada Slutbox ve The Shocker gibi projelerde Daniel Mnookin ile minimal ve tech-house janrlarında arayışını sürdürüyordu. Birleşik Devletler’de Site Holder, Portekiz’de de Soniculture üzerinden plaklarını hızla yaydı. Soniculture’ın dağıtımını Kompakt’ın yapmaya başlaması, sanatçının namının yayılmasını iyi yönde etkiledi. Öte yanda John Digweed ve Matthew Dear gibi isimler Billy Dalessandro parçalarını Fabric setlerinde kullanmaya başlamıştı bile. Gui Boratto’nun yaptığı Acidburn remix’i aslında 2009’a yakışmıyordu ama, burda anmamak doğru olmaz.

Günümüze geri döndüğümüzde, Dalessandro beşinci uzunçaları ile yine karşımızda. Müziğinge hep varolan tekno ve acid yoğunluğunu düşündüğümüzde Cracktime biraz daha evrilmiş, biraz daha törpülenmiş bir albüm. La Deux, groovy sample’larla hareketli hale getirilmiş ortalama bir tech-house parçası. Plak dönüp te iğne dışa doğru yaklaştıkça parçalar sertleşiyor, daha bir tekno, daha bir acid, daha bir arızalı synth’ler hakim oluyor. Kötü demeye dilim varmıyor ama, müziğin izlediği yolu ve geldiği yeri biraz ıskalamış sanki.

The Field - Looping State Of Mind [Kompakt]

XOXO The Mag Kasım sayısında yayımlanmıştır.

Axel Willner, müzik kariyerine 2001 yılında başlamış tecrübeli bir sanatçı. 2001-2003 yılları arasında Corduan, Lars Blek ve Porte lakaplarıyla Almanya, İsveç ve Hollanda’nın seçkin plak şirketleriyle çalışmış, başarılı elektronika ve ambient örneklerine imza atmış bir yetenek. 2005 yılında Kompakt ile ilk buluşması Things Keep Falling Down adlı EP ile gerçekleşti. Kuzeyli düşünce yapısını ve ambient-perver doğasını Kompakt’ın minimal tekno hareketiyle birleştiren Willner, dinlemesi keyifli -ve daha kolay!- bir noktaya erişti. O yıllarda plağın B yüzündeki Thought vs. Action’ı dinlerken yerçekimi yüzünden efkarlandığımı, “harbi ya, düşmeseler keşke” diye kendimi içkiye vurduğumu anımsıyorum. The Field’ın insanı depresyona bu denli kolay çekebilecek derinlikte parçaları From Here We Go Sublime albümü ve diğer EP’lerle devam etti. Bu arada albümün Pitchfork’un ‘2000‘lerin en iyi 100 albümü’ listesine girdiğini de ekleyelim. Sonrasında hayat Axel Willner için daha kolay oldu: Kompakt’ın neredeyse tüm Total ve Pop Ambient toplamalarının vazgeçilmez öğesi haline geldi.

The Field’ın son alametifarikası Looping State Of Mind da önceki albümleri andıran, bu minvalde doyurucu bir albüm. Kompakt’ın bir kısmında gözlemlenen bir değişim var; soğuk sentetik kick’ler, yerlerini alan daha sıcak ve organik hissi uyandıran vuruşlara bırakıyor. Bu albüm de kendini bu akıma bırakmış, oldukça da isabetli olmuş. Bitmeyen döngüler normalde insanı dar ve karanlık bir odada hissettirir; ancak The Field öyle bir tasarım yapmış ki döngüler adeta sonsuzluğa uzanıyor, insana kendini açık arazide, ufuk çizgisini görebildiği ferah bir alanda hissettiriyor.

Rodriguez Jr. - Bittersweet [Mobilée]

XOXO The Mag Kasım sayısında yayımlanmıştır.

Olivier Mateu ve Gilles Escofier, 2001 yılından bu yana gerek prodüksiyonları, gerekse The Youngsters adı altında yayınladıkları albümlerle elektronik müzik piyasasının içinde olmuş sanatçılar. 2008 yılında, ikili birlikteliklerini sonlandırmadan önce, Olivier Mateu Rodriguez Jr. mahlasıyla ufak ufak çalışmalar yapmaya başladı. Sonrasında Olivier’nin başarılı kariyeri başladı. Mothership etiketli Piña Colada, TWO.BIRDS etiketli Hypotango, Giant Wheel etiketli 1977 ve belki de en önemli ve popüleri Boxer imzalı Lila plakları (ve yersizlikten sayamadığım diğerleri) çok olumlu yorumlar aldılar, dans müziğinin ağa babaları tarafından remikslendiler. Bu başarının anahtarı kaliteli altyapılar kadar, güçlü kompozisyonlar oluşturan melodik zenginlikler oldu: Mavi ile grinin en melankolik tonlarını gezen ezgiler, küçük Rodriguez’in imzası haline geldi.

Albüm yapma işini aceleye getirmeyen -ve iyi de yapan- Rodriguez Jr.’ın ilk albümü Mobilee etiketiyle yayınlandı. Albümde sanatçının olgunluğu kesinlikle duyumsanıyor. Az önce tarif etmeye çalıştığım formüle uyan Bagpipe Woman, 2000‘ler teknosu Kerazouek Amm ve buz gibi dub çalışması The Ubiquitous Dr Pook haricinde albümün geneli buram buram house kokuyor. Belki albümün ilk parçası Niagadina klasik Rodriguez Jr. gibi başlayıp bir anda synth pad’lerin girmesiyle house’a dönüşmesi, bize sanatçının ruh hali hakkında ipucu veriyordur. Ben kişisel puanlarımı vokalli parçalardan, özellikle de Shapes I See’den yana kullanıyorum. Bittersweet kolay saptanabilir bir bütünlüğe sahip olmasa da, müthiş parçaların buluştuğu şık bir uzunçalar.

Housse de Racket - Alesia [Kitsuné]

XOXO The Mag Ekim sayısında yayımlanmıştır.

Üst-orta sınıfın 1000 kişilik Rock ve Indie konserleri yerine klüp kültürünü tercih etmeleri, bazı rock gruplarını da harekete geçirdi. Dünyanın her tarafında, -biraz da Daft Punk’ın ittirmesiyle- elektronik müzik dinleyen rock’çılar türemeye başladı. Hatta derin elektronik müzik muhabbetlerinde “rock kökenli” mi “pop kökenli” mi tartışmaları boy gösterdi. Chicago ve Detroit müziklerinin eskidiği ilk yıllarda, gitarlı elektronik müzik tırmanışa geçti. LCD Soundsystem da yıllar önce bir parçasında “gitarlarını sattılar turntable aldılar, sonra turntable’larını sattılar gitar aldılar” diye aslında aynı kürkçü dükkanı etrafında dolaştığımızı yüzümüze vurdu. Housse de Racket tabiatı itibariyle LCD Soundsystem ve WhoMadeWho gibi ‘klüpte gitar çalarak dans ettiren’ grupları anımsatsa da, damakta bıraktığı tad ve sıcak melodileri itibariyle bana Chromeo ve Cut Copy’ye daha yakın duruyor gibi geldi.

Fransız ikili, müzik dünyasına gerçek anlamda Oh Yeah! ile giriş yaptı. Çoğu kritikten geçer not alan EP’den sonra her şey daha kolay gelişti. Kitsuné ile anlaşan grup önce Château ve Roman parçalarıyla Kituné Maison toplamalarında yer aldı, sonra fiyakalı bir vidyo hazırlandı, şimdi de albümleri bu etiketli yayınlandı. Albüm kesinlikle çok eğlenceli. Yoğun synth’ler parçaları domine ederken genel dokuyu sentetikleştirmiyorlar; bunda gitar ve akustik davul kullanımının da etkisi şüphesiz var. Albüme adını veren Alesia ve Ariane, oldukça epik parçalar; adeta içi boş 3 dakikalık pop parçalarından daha fazlasını layıkıyla becerdiklerini ispatlamak istemişler. Ama şahsen oyumu 80‘ler chanson’u kıvamında başlayan ve progresif bir yürüyüşe çıkan Aquarium’dan yana kullanıyorum.

İlgili vidyo: Youtube

V.A. - If This Is House I Want My Money Back II [Permanent Vacation]

XOXO The Mag Ekim 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Permanent Vacation, 2006‘dan beri piyasada olan ancak benim çok geç farkına vardığım bir plak şirketi. Tom Bioly ve Benjamin Fröhlich’in yürüttüğü Münih’li şirket, son yıllarda müzik dinlerken kafamda “güncel house & disko” diye kategorize ettiğim çok iyi işlerin altına imzasını atan oluşum. Başta John Talabot olmak üzere Argy, Antena, James Curd ve DMX Krew gibi büyük isimlerle çalışarak piyasadaki yerini perçinledi. Öte yandan da Wolfram, Pollyester, Parallel Dance Ensemble, Zodiac Free Arts Club ve Azari & III gibi çiçeği burnunda selebritelerin de ünlerini biraz buraya borçlu olduğunu söylemek haksızlık olmaz.  

Her kalantor plak şirketi gibi Permanent Vacation da türlü kompilasyonlar yayınlayarak şanını yürütüyor. Mandarinenträume ve Selected Label Works serileri olduğu gibi, son bomba ilki 2009 yılında derlenen If This Is House I Want My Money Back serisinin ikincisi. Pional ve Session Victim ile house çerçevesinin dışına çıkmadan karanlıklaşan, Talabot’un repetitif vokal sample’larıyla insanı terleten, yeri geldiğinde groovy bassline’larla dinlendiren parçalara rastlıyoruz. Slow Hands, Hunee, Beatiful Swimmers ve diğerleri de düşük bpm’li parçalarla ruhumuzu okşarken klasik house camiasına saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmiyorlar. Bundan 3-5 sene önce sorsalar, house ve türevlerinin orta yaşlılar için olduğunu ve sıkıcı olduğunu söylerdim. Ya ben büyüdüm, ya da Permanent Vacation bu müziği çekici ve eğlenceli kılacak bir şeyler yapmayı biliyor. Ve hayır, paramı kesinlikle geri istemiyorum.

İlgili vidyo: Youtube

Mark Ronson & The Business Intl - Record Collection 2012 [Kitsuné]

XOXO The Mag Ekim 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Mark Ronson oldukça yetenekli ve prestij sahibi bir prodüktör. Aslen Britanyalı olan Ronson, New York’a taşındıktan sonra Jay-Z, Outkast, Moby ve diğer bazı dev isimlerle çalışma fırsatı buldu. Genç yaşta davul ve saksafon dahil bir çok enstrüman çalmayı öğrenen sanatçı, 2002‘den bu yana bir çok albüm ve 12” de yayınladı. Geçtiğimiz sene Mark Ronson & The Business Intl adı altında (ki aslında sadece kendisi var) Record Collection adlı albümünü piyasaya sürdü. 70‘lerin sonu ve 80‘lerin başı revival’ı olarak yaftalayabileceğimiz bu albüm için, çok sayıda eğlenceli vidyo çalışması da bulunuyor.

Eylül ayında Kitsuné etiketiyle yayınlayacağı Record Collection 2012 ise kesinlikle muhteşem. Parçanın kendisi çiğ synth’lerle ve kolay tüketilmeye müsait melodilerle ayağa kaldırılmış. Ronson’ın geçmişininin izlerini şarkının dinamizmini ateşleyen spoken word’lerde görebiliyoruz. Ama bu plağı masif kılan başarılı remix’leri de unutmayalım. LOGO, Perseus ve Plastic Plates remix’leri yeterince heyecan verici. Ancak zamansız klasik adayı bir CSS remix’i ve buram buram Ed Banger ya da Boyz Noize kokan Database remix’i için bile bu plaktan 2-3 kopya almaya değer.

İlgili vidyo: Youtube

Gui Boratto - III [Kompakt]

XOXO The Mag Eylül 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Gui Boratto da yavaştan yaşı kemale ermeye yüz tutan DJ / prodüktör tafyasından. 37 yaşındaki sanatçının geçmişi oldukça parlak. Uzun yıllar önce memleketi Brezilya’nın gözde gece kulüplerinde çalarak müzik kariyerine başlayan Boratto, 2000‘lerin başlarından itibaren kendi müziğini de duyurmaya başladı. Teknonun mağrur kalesi Almanya’ya gelen sanatçı hatrı sayılır etiketlerle plaklar yayımlamaya başladı. 2005 yılında Kompakt’ın paf takımı K2‘den Arquipélago adlı 45‘liği çıktı. Bazı eleştirmenler bu plaktaki parçaları yetersiz bulmuştu ama, olaylar pek öyle gelişmedi. Yine K2‘den Gate 7 ve Sozinho plaklarını çıkardığında artık herkesin beğenisini kazanmaya başlamıştı. Sonra bir kaç Speicher’da yer aldı, sonra da ilk albümü Chromophobia’yı piyasaya sürdü. Melankoliyle diğer bazı karanlık hislerin melodilere yansıdığı oldukça başarılı bir albümdü ve geçen seneye kadar mp3 player’ımda yerini gururla muhafaza etti. Bu arada popülerliği tavan yapan Boratto hiç boş durmadı, onlarca remix ve ortak çalışma yaptı. 2009’da ikinci albümü Take My Breath Away albümünü yayınladı. Albümün kapağı epey kötü olsa da parçalar oldukça sıkıydı, hala da sıkı olmaya devam ediyorlar.

Temmuz sonunda, albümün ilk teaser’ı The Drill EP’sini duyma şansı bulduk. The Drill oldukça çiğ, ham ve pişmemiş havası veren ama ardında ince bir mühendislik ve yılların deneyimini barından sivri bir parça. Plağın öbür yüzü, Stems From Hell de yine aynı tınıda, melodisi -eski parçalara oranla- indirgenmiş, kuvvetli bir çalışma. Eylül ayında çıkacak III’ün de bu renklerde gezineceği, kulağımızın pasını alacağı ortada.

İlgili vidyo: Youtube

Luomo - Plus [Moodmusic]

XOXO The Mag Eylül 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Sasu Ripatti, 35 yaşında bir Finlandiyalı. 5 yaşında bir kızı var. Ama elektronik müzik takipçileri onu Vladislav Delay, Sistol, Uusitalo ya da Luomo olarak biliyor ve takip ediyorlar. Bu ultra-çalışkan ve über-üretken kuzeyli kardeşimiz 20’yi aşkın albüm, onlarca EP ve sayısız remix’e imza atmış. Ama Ripatti’yi asıl ününe kavuşturan eserleri şüphesiz 2000 yılında hazırladığı Vocalcity ve 2003’te piyasaya sürülen The Present Lover. Resident Advisor tarafından 2000‘lerin en iyi 100 albümü sıralamasında 13. sırayı alan Vocalcity kesinlikle bir house klasiği. Hülyalı, organik, bol vokalli ve groovy bassline’larla örülü bir çalışma. Ama benim kişisel tercihim The Present Lover. House ve türevlerinden fazla hazzetmeyen biri olarak, ilk dinlediğimde bu janrın gelebileceği en üst nokta olduğuna inanmıştım. O zamandan bu zamana da -bazı istisnalar hariç- bu fikrimin pek değiştiğini söyleyemem. 

Yeni albüm haberi Temmuz ortası gibi geldi ve parçalardan 3 tanesi Internet’te paylaşıldı. Vokalleri bu kez Chicago Boys’un üstlendiği albüm tekno, house ve disko türleri arasındaki sınırları esnetme iddiasında. İlk parça Happy Strong, Luomo’nun alışkın olmadığı beat’lerde geziyor. Öte yabdan Good Stuff görece aşina olduğumuz Luomo tadı. Yer yer bileşenlerin susmasına ve şarkının nefes almasına olanak vermiş olması hoş. Spy ise house’un teknoyla oynaştığı yer sanırım: Sentetik synth’leri bolca işitiyoruz. Yazıyı yazdığım tarih itibariyle, albümün gerisi hakkında sadece spekülasyon yapabilirim, ancak ortaya ciddiye alınması gereken bir netice çıkacağına şüphem yok.