Disclosure: Audio posts that include tunes/songs are not available for downloading. I personally believe that having songs online with brief reviews & background info is good for artist promotion. However, if you're not happy with an audio post, please send an email to emredog@gmail.com and I'll remove the post immediately.
Catching Elephant is a theme by Andy Taylor
Sébastien Bouchet’s Get The Curse Podcast
Bu adam kimdi, adı nereden tanıdık geliyor diye düşünüyorsanız, muhtemelen Kompakt Total 11’deki St. Anne parçasını anımsamaya çalışıyorsunuzdur.
Günün Şarkısı: Saschienne - Unknown [Unknown, 2012, Kompakt]
Mart sonunda Sascha Funke yeni bir duo projesi ile geri dönüyor imiş. Haberin detayı şurda.
Aslında son dönemde Sayın Funke bir çok iş çıkardı ama, sanıyorum kendisi de farkında ki Brave albümünde yakaladığı çıtaya erişemedi hiç. Nitekim geçen sene bu albümü remaster edip yeniden satıyor olması düşündürücü. Brave de hakkaten esaslı albümdü yannız; ergenlik zamanlarımda Now You Know’a yüklediğim gereksiz anlamları eklesek burdan köye yol olur.
Günün Vidyosu: WhoMadeWho - Inside World [Inside World, 2012, Kompakt]
Hayret, çıkalı 15 günden fazla olmuş olmasına rağmen vidyonun youtube hiti 25K sularında.
Ep’nin geri kalanı şurdan dinleniliyo diycem ama, gerisinde pek ilginç bişey yok. Aynı parçanın akustiğinden gayrı.
XOXO The Mag Aralık 2011 sayısında yayımlanmıştır.
Her sene olduğu gibi, bu aralık ayında da nesnelliği bir kenara koyuyorum. Yeniye, iyiye doğruya değil, bende bir iz bırakan albümlere torpil geçiyor, alfabetik olarak sıralıyorum.
GusGus - Arabian Horse [Kompakt]
Kompakt sound’undan kaçışımız yok. Hepimizin duyguları var. Her parça ayrı ayrı hit sayılır ama, sanırım Over birazcık daha önde.
Discodeine - Discodeine [Pschent]
Yılın en iyi çıkışlarından biri olduğu gibi, sağda solda her duyduğumda yüzümde bir tebessüm bıraktı. Matias Aguayo’lu Singular albümün gözdesi.
Pollyester - Earthly Powers [Permanent Vacation]
Güne başlamak için ideal. Ölçülü bir laubalilik, catchy melodiler, hem de Permanent Vacation ayrıcalığıyla. Concièrge D’Amour’un yeri ayrı.
Metronomy - The English Riviera [Because Music]
İhtiyacım olan gitar dozunu hissettirmeden verdi. Ayrıca radyoda bu kadar çalmasına rağmen hala baymaması da önemli. Klibinin yüzü suyu hürmetine The Look diyorum.
James Blake - James Blake [Atlas Recordings]
Bütün seneyi güle oynaya geçirmedik tabii ki. Kafamız düştüğünde James Blake’i kulağımıza fısıldarken bulduk. I Never Learnt To Share muhteşem bir polifoni.
WhoMadeWho - Knee Deep [Kompakt]
Bu Kopenhag’lı arkadaşların yaptığı kötü bir şey yok henüz. Depresif, zarif, dokunaklı bir albüm. 4.30‘dan sonraki epik yükselişiyle Checkers kesinlikle başı çekiyor.
Marian - Only Our Hearts To Lose [Freude Am Tanzen] 
Freude Am Tanzen’in en şık pop hareketlerinden birisi. Dinlemesi kolay, sevmemesi çok zor. Empty Room’un çok naif bir hissiyatı var.
SBTRKT - SBTRKT [Young Turks]
Bir albümde aradığım her şey fazlasıyla SBTRKT’ta bulunuyor. Normalde uzak durduğum Britanya sound’unun en kabul edilebilir örneği. Hold On ile Pharoes arasında seçemiyorum.
Crazy P - When We On [2020 Vision]
Çok tadında bir house örneği, 2011’in ruhunu çok iyi yansıtıyor. Your Dark Energy favorim.
tUnE yArDs - W H O K I L L [4AD]
Müzik yaparken kendini bu kadar özgür bırakan, endişe ve korkularından arınan bir kadın ve inanılmaz tatlı bir albüm. You Yes You senenin en sevimli parçası

XOXO The Mag Kasım sayısında yayımlanmıştır.
Axel Willner, müzik kariyerine 2001 yılında başlamış tecrübeli bir sanatçı. 2001-2003 yılları arasında Corduan, Lars Blek ve Porte lakaplarıyla Almanya, İsveç ve Hollanda’nın seçkin plak şirketleriyle çalışmış, başarılı elektronika ve ambient örneklerine imza atmış bir yetenek. 2005 yılında Kompakt ile ilk buluşması Things Keep Falling Down adlı EP ile gerçekleşti. Kuzeyli düşünce yapısını ve ambient-perver doğasını Kompakt’ın minimal tekno hareketiyle birleştiren Willner, dinlemesi keyifli -ve daha kolay!- bir noktaya erişti. O yıllarda plağın B yüzündeki Thought vs. Action’ı dinlerken yerçekimi yüzünden efkarlandığımı, “harbi ya, düşmeseler keşke” diye kendimi içkiye vurduğumu anımsıyorum. The Field’ın insanı depresyona bu denli kolay çekebilecek derinlikte parçaları From Here We Go Sublime albümü ve diğer EP’lerle devam etti. Bu arada albümün Pitchfork’un ‘2000‘lerin en iyi 100 albümü’ listesine girdiğini de ekleyelim. Sonrasında hayat Axel Willner için daha kolay oldu: Kompakt’ın neredeyse tüm Total ve Pop Ambient toplamalarının vazgeçilmez öğesi haline geldi.
The Field’ın son alametifarikası Looping State Of Mind da önceki albümleri andıran, bu minvalde doyurucu bir albüm. Kompakt’ın bir kısmında gözlemlenen bir değişim var; soğuk sentetik kick’ler, yerlerini alan daha sıcak ve organik hissi uyandıran vuruşlara bırakıyor. Bu albüm de kendini bu akıma bırakmış, oldukça da isabetli olmuş. Bitmeyen döngüler normalde insanı dar ve karanlık bir odada hissettirir; ancak The Field öyle bir tasarım yapmış ki döngüler adeta sonsuzluğa uzanıyor, insana kendini açık arazide, ufuk çizgisini görebildiği ferah bir alanda hissettiriyor.
Günün Şarkısı: Coma - Fiction [Gravity EP, 2011, Kompakt]
Synthesizer’ların LFO düğmelerini pek seviyoruz. Buna bi de hafiften bi kraut rock kafası ekleyip, üstüne hülyalı-vocoder’lı vokaller de koyunca aslında oldulça klasik bi formüle ulaşıyoruz. Ama olsun, basit ya da klişe olanın illa kötü olması gerektiği algısını kırdık çoktan.
Şehirde bulut eksikliği var bugün. O eksikliği kapatayım dedim.
Bu arada satın almayı düşünenler için beatport linkini de verelim.

XOXO The Mag Eylül 2011 sayısında yayımlanmıştır.
Gui Boratto da yavaştan yaşı kemale ermeye yüz tutan DJ / prodüktör tafyasından. 37 yaşındaki sanatçının geçmişi oldukça parlak. Uzun yıllar önce memleketi Brezilya’nın gözde gece kulüplerinde çalarak müzik kariyerine başlayan Boratto, 2000‘lerin başlarından itibaren kendi müziğini de duyurmaya başladı. Teknonun mağrur kalesi Almanya’ya gelen sanatçı hatrı sayılır etiketlerle plaklar yayımlamaya başladı. 2005 yılında Kompakt’ın paf takımı K2‘den Arquipélago adlı 45‘liği çıktı. Bazı eleştirmenler bu plaktaki parçaları yetersiz bulmuştu ama, olaylar pek öyle gelişmedi. Yine K2‘den Gate 7 ve Sozinho plaklarını çıkardığında artık herkesin beğenisini kazanmaya başlamıştı. Sonra bir kaç Speicher’da yer aldı, sonra da ilk albümü Chromophobia’yı piyasaya sürdü. Melankoliyle diğer bazı karanlık hislerin melodilere yansıdığı oldukça başarılı bir albümdü ve geçen seneye kadar mp3 player’ımda yerini gururla muhafaza etti. Bu arada popülerliği tavan yapan Boratto hiç boş durmadı, onlarca remix ve ortak çalışma yaptı. 2009’da ikinci albümü Take My Breath Away albümünü yayınladı. Albümün kapağı epey kötü olsa da parçalar oldukça sıkıydı, hala da sıkı olmaya devam ediyorlar.
Temmuz sonunda, albümün ilk teaser’ı The Drill EP’sini duyma şansı bulduk. The Drill oldukça çiğ, ham ve pişmemiş havası veren ama ardında ince bir mühendislik ve yılların deneyimini barından sivri bir parça. Plağın öbür yüzü, Stems From Hell de yine aynı tınıda, melodisi -eski parçalara oranla- indirgenmiş, kuvvetli bir çalışma. Eylül ayında çıkacak III’ün de bu renklerde gezineceği, kulağımızın pasını alacağı ortada.
İlgili vidyo: Youtube
Günün Vidyosu: GusGus - Over [Arabian Horse, 2011, Kompakt]
Aslında GusGus çok daha karizmatik bir oluşum bence, o yüzden de biraz hayal kırıklığına uğradım. Ama yine de vidyo kötü sayılmaz. Paylaşmak boynumun borcu bi yerde.

XOXO The Mag Temmuz-Ağustos 2011 sayısında yayımlanmıştır.
Elektronik ve dans müziği duayenlerinden John Tejada, tam da şanına yaraşır bir aileden geliyor. Viyana’da orkestra şefi yapan bir adam ile şehre şan eğitimi almak için gelen Meksika’lı bir sopranonun aşkının meyvesi. Genlerinden gelen yetenek, müzik trendlerine dair öngörüsü ve ailesinden aldığı destek sağolsun, Tejada 15 senedir -üretkenliğinden de ödün vermeden- piyasaya yön veren isimler arasında. 2009‘dan kalma Fractals plağından bir parça, shuffle’dan geldiğinde geçmeye elim varmıyor; parça güncelliğini koruyor diyemem belki ama kendini dinletiyor. Kurucusu ve sahibi olduğu Palette Recordings’in sanatçının gölgesinde kaldığını üzülerek not düşelim. Bu yüzden de el emeği göz nuru son albümünü emin ellere, Kompakt ailesine emanet ediyor.
Bir süre önce, albümün ilk single’ı Unstable Condition’ı ilk kez dinlediğimde ufak çapta bir kulak orgazmı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Eşsiz melodik altyapı, ustalıkla yapılmış kompozisyon ve tecrübeli bir mühendisin elinden çıkan enfes bir parça. Birbirine benzeyen onlarca bileşen, eğitimsiz bir kulağın “hep aynı” sanacağı döngüler oluşturarak aslında kuvvetli iniş-çıkışlar çevresine örülüyor. Albümün gerisine de bu minvalde bir ses dokusu hakim. İki yumuşak ambient denemesini saymazsak, Parabolas’ın ilk yarısında 4/4 ölçülerden kaçınılmış; Tejada’nın 2000‘lerden gelen eski usül elektro dokunuşları hissediliyor. Genele baktığımızda ses tasarımlarının gayet sofistike ve albümün ziyadesiyle doyurucu olduğunu söyleyebiliriz.
İlgili vidyo: Youtube

XOXO The Mag Temmuz-Ağustos 2011 sayısında yayımlanmıştır.
Matias Aguayo’yu artık uzun uzun anlatmaya utanıyorum. Closer Musik’ten tanıdığımız,2005‘ten beri yakın takipte olduğumuz, ne çıkartsa hayranlığımızı kazanan bir selebrite artık. Kompakt’ın o kemikleşmiş sound’unu farklı yönlere çeken, bunu yaparken cesaretinden ödün vermeyen bir Şilili. Aguayo’yu son dönemde de bazı hip projeleri desteklerken gördük. Discodeine için seslendirdiği Singular’ın heyecanı dinmeden, Battles’ın Ice Cream çalışmasında hem sesiyle hem de vidyo klipdeki ultra-sempatik tavırlarıyla gönlümüzdeki tahtını tazeledi.
Bu koşturmacanın arasında kendi parçalarını aksattığını farketmiş olmalı. Zira ben epeydir kendi çalışmalarını bekliyordum; ne 2 senelik albümünden bir parçaya çektiği klip ne de Total 10 için Maxime Dangles ile hazırladığı teaser bu beklentiyi bastıramadı. Yeni EP’de eserler iki küme altında toplanabilir: Vokalli yaz hitleri ve Perküsyon güdümlü sert disko parçaları. Esprili yaklaşımı ve zengin melodik yapısıyla I Don’t Smoke plağın isim babası olmayı hakediyor. Dance Machine de yine çiğ ama akılda kalan ezgilerle sabaha karşı kulüp ahalisini şaşırtmak için kullanılabilir. Geri kalan iki (artı dijital kopyayla gelen iki tane daha) parça benim için bile dinlemesi güç, ham perküsyon sample’larına abanılmış, yorucu parçalar.
İlgili vidyo: Youtube